DOLAR 16,5325 -2.09%
EURO 17,5639 -1.7%
ALTIN 969,42-2,27
BITCOIN 343999-4,39%
İstanbul
28°

PARÇALI AZ BULUTLU

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

gundoğdu yıldırım

gundoğdu yıldırım

21 Haziran 2022 Salı

ÇOCUKLAR OKUTULMALIDIR

ÇOCUKLAR OKUTULMALIDIR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Ne konuşursan konuş ne tartışırsan tartış fark etmez; her konuşulan, her tartışılan, gerçeklikten, nesnellikten ve de bilimsellikten çok uzak; akademik değeri olmayan, kişisel düşüncelerden ibaret, öylesine…

Toplumda kanıksanmış artık bu tarz konuşmalar, tartışmalar…

Kimsenin ayıpladığı, yanlış bulduğu; mezuniyetin, akademik unvanın, bilgin, birikimin ne dediği yok…

Kara cahil de olsan, ağız dolusu konuşmaya hakkın da yetkin de var…

Fikrin varsa, mesele yok…

Veri, grafik, analiz, istatistik, bilgi…

O da ne?

Okuyacak çocuk gelsin okula…

Okumayacak çocuk boşu boşuna gelmesin okula…

Çırak, kalfa, usta, işçi, garson neyse işte…

Atılsın hemen iş hayatına…

Bağıra, çağıra tüm çocukların okutulmaması gerektiğini anlatıyor.

Herkes, doktor, mühendis, öğretmen olacak da tarlayı kim sürecek, hayvana kim bakacak; marangoz kim olacak, arabayı kim tamir edecek; lokanta da pastane de müşteriye kim hizmet edecek; saç, sakal tıraşını kim yapacak…

Zekâ bir Allah vergisidir, her çocukta olmayabilir; zorla güzellik olmaz” diyor.

Dinliyoruz, ciddiyetle…

İyi de bu ülkede her çocuğuna, eğitim; mecburu ve parasız…

Zorunlu…

Adı üzerinde ilköğretim…

Tamirci, marangoz, elektrikçi, tezi, kuaför, mobilyacı; çiftçi, çoban, işçi, garson, aşçı…

Hiç fark etmez, hangi mesleği yapmak istiyorsa onun eğitimini alacak; hayata bir yerlerden başlayacak ama çocuk önce temel eğitimi yani ilköğretimi okuyacak…

Dünyanın her yerinde sistem böyle işler…

Neden okutulmasın çocuk ilkokulda, ortaokulda…

Bu acele niye…

İlköğretim; meslek öğrenmek için değil, yaşamı öğrenmek, dünyayı tanımak, ayakları üzerinde durabilmek, tek başına yürüyebilmek içindir.

Yeteneklerine göre eğitim sonraki meseledir.

Devletin görevi; her çocuğa ilköğretim hatta ortaöğretim düzeyinde eğitim vermektir.

Okulun ve eğitimcilerin görevi ise; sorunlu olan çocuğu okuldan uzaklaştırmak değil, sorunlu olan çocuğun sorunlarını çözmek, okula devamını sağlamak, okutmaktır.

Öğrencide sorun varsa, sorunun çözümü de vardır.

Çocukların yeri sanayi, işyeri, sokak değil okuldur.

Çocuklar okumalıdır…

Çocuklar okutulmalıdır…

 

 

Devamını Oku

Mevlâna

Mevlâna
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yunus denir de Mevlâna denmez mi? Mevlâna da Yunus gibi bu toprakların yetiştirdiği saygın değerlerden birisidir.
Kişiyi değerli kılan yaşamında yaptıkları, ettikleri; topluma kattıkları, geride bıraktıklarıdır.
Mevlâna, Anadolu’da değil; Afganistan, İran, Orta Asya, Türk Cumhuriyetlerin de tanınmış bir tasavvuf alimidir.
Mevlâna, Yunus gibi insanlığa mal olmuş, “Tacik, Türk ve Fars” denilip sahiplenilmiştir.
Eserlerini Farsçanın yanı sıra Türkçe, Rumca ve Arapça da yazmıştır.
Mesnevî, Dîvân-ı Kebîr, Fîh-i Mâ-Fîh, Mecâlis-i Seb’a, Mektûbât önemli eserleridir.
Elif Şafak’ın “Aşk” romanını okuduğumda Mevlana’ya âşık olmuştum.
Bir demokrat, ilerici, hoşgörü abidesi, sevgi insanı, iyilik meleği…
Kahraman…
13. yüzyılda olur muydu?
Bilmiyorum…
Romanda, ne kadar Şems ön plana çıkmışsa da asıl kahraman Mevlana’dır.
Boynuz kulağı geçmiştir.
Hocalık da bir yere kadardır.
Ülke Şems’i, Elif Şafak’ın “Aşk” romanı ile tanıdı, Mevlâna bu topraklarda hep var oldu.
Mevlâna bir öğretidir.
Mevlâna bir okuldur.
Ne diyor Mevlâna;
“Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.”
“Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.”
“Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.”
“Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.”
“Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.”
“Hoşgörülülükte deniz gibi ol.”
“Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.”
Her daim altın harflerle yazılabilecek öğretiler…
13. yüzyıldan buna yana (750 yıl) damıtılmış, süzülmüş…
En çok da bu günlerde ihtiyacımız var bu öğretilere.
Dünyanın hızla kirlendiği; değerlerin yok edildiği, ahlakın çöktüğü bir dönemi yaşıyoruz.
Gün geçmiyor ki büyük felaketler yaşanmasın yeryüzünde…
Göz yaşı; açlık ve savaş…
Kan, kan, kan…
Dur deme vakti…
Başarabiliriz…
Hacı Bektaş, Yunus Emre, Taptuk Emre…
Mevlâna gibi…

 

Devamını Oku

YUNUS GİBİ…

YUNUS GİBİ…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bu dünyadan bir sürü insan gelip geçti. Kimileri iz bıraktı, kimleri de öylesine yaşadı.

Yunus, iz bırakanlardan oldu.

Şiirleri, sözleri, yaşamı insanlığa yol gösterdi.

İyilikten, doğruluktan, insan olmaktan ödün vermedi.

Hep güzeli aradı.

Dünyevi hırsları hiç olmadı.

Başka bir yerde yaşamın olmadığını; bu dünyanın gerçek dünya olduğunu, tüm güzelliğin de bu dünyada var edilebileceğini anlattı.

Bu dünyaya inandı.

“Zulümle zenginleşenin, sonu berbat olur.”

“Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.”

Taraf oldu yoksuldan, emekten yana; alın terini, helal kazancı kutsadı.

“Yaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü.”

Tüm insanlığı sevgiye, hoş görüye davet etti.

İnsan sevgisi Yunus’la büyüdü.

“Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.” Yaşamın, yaşamanın nasıl olması gerektiğini anlattı insanlığa. Dağ demedi taş demedi; uzak demedi, kış demedi düştü aşk yoluna…

Tek bir derdi vardı; bu dünyada insan olabilmek…

“Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.”

“Gönlünde aşk ateşi olan kişi yandıkça mum gibi yumuşar.”

Sevginin gücünü anlattı. Sevgiye, saygıya, paylaşmaya büyük bir inançla sarıldı.

Gerçek aşkın peşine düştü.

“Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır.”

“Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.”

Dünyayı güzelleştirmenin yolunun; hırslardan, bencilliklerden, bireysel menfaatlerden uzak durmaktan geçtiğini; en büyük servetin sevmek, sevilmek ve iyilik olduğunu savundu.

Her sözü bilgece…

Ders niteliğinde…

Öğüt verici…

Yunus düşündüğü gibi yaşamış…

Dünyanın malına, mülküne kanmamış.

Tüm insanlığa yol göstermiş…

Her bölge, her il, her köy Yunus olmuş…

Adına şenlikler, törenler, fuarlar tertiplemiş…

Dünya da duyarsız kalmamış Yunus’a.

UNESCO 2021’i Yunus yılı ilan etmiş.

Aslolan dünyayı sevgi, barış cenneti yapmak…

Sevmek ve sevilmek, aşkla yaşamak her daim…

Yunus olmak, Yunus kalmak…

Yunus gibi…

 

 

Devamını Oku

BAHAR

BAHAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BAHAR

Kim ne derse desin yılın en güzel mevsimi bahardır.

Bahar; filizlenmek, yeşermektir.

Uyanıştır…

Yeniden doğuş da denilebilir.

Rönesans da “yeniden doğuş” demekti.

Avrupa’da Orta Çağ sonrasında; siyasi, kültürel, politik, bilim, sanat, mimari ve eğitim alanlarında bir yenilenmeye gidildi. 14. yüzyıl ile 17. yüzyılı kapsayan bu yenilenme sürecine de Rönesans denildi.

Sonra reformlar, oldu.

Sonra mı?

Avrupa’da ardı arkası kesilmeyen gelişmeler…

Ne olmadı ki; kimsenin aklına gelmeyecek şeyler…

Avrupalılar, dünyaya küçücük kıtadan hükmettiler.

Her şeye yön verdiler…

Rönesansla başladı Avrupa’da bahar.

Sonra diğer mevsimler…

Baharın hakkı ödenmez…

Bahar, bir başlangıç, “yeniden doğuş” demek…

Kış uykusundan uyanmak, ayağa kalkmak…

Yaşama dört elle sarılmak…

Yeniden doğmak…

Hani Ataol Behramoğlu şiirinde diyor ya:

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”

Bahar bizi çağırıyor yaşamaya…

Hem de tüm güzelliği ile…

Doğrudur; bazen soğuk, bazen rüzgârlı, bazen de yağmurlu hatta karlı…

Bahardır…

Yaza, kışa, sonbahara hiç benzemez…

Cilvesi, şımarıklığı hep vardır…

Var olacak da…

Uyandıracak tüm dünyayı…

Sarsarak, silkeleyerek, üşüterek, ısıtarak…

Rönesans gibi…

Uyanmak gerek çok geç kalmadan…

Yaz kapıda…

Tam zamanı yeniden doğmanın…

 

 

Devamını Oku

DÖNGÜ

DÖNGÜ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Döngü, halk dilinde çok kullanılan bir kelimedir.

Olumsuz cümlelerde çok geçer. Bir de doğa bilimlerinde çok kullanılır.

Bir değil birçok anlamı vardır:

Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması.

Bir izlencede yer alan ve belirli bir koşul gerçekleşmedikçe yeniden uygulanan bir komutlar dizisi.

Aynı ses sinyalinin kopyalama yoluyla sürekli tekrar etmesi.

Elektrik sinyalinin birbirine bağlı bir dizi bileşen üzerinde takip ettiği yol.

Bir zaman dizisinde belirli aralıklarla aynı olan devinim.

Ve daha birçok tanımdan bahsedilebilir.

Sonuçta döngünün, bir tekrar dizini anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Dünya da dâhil, varlıkların bir döngü içinde olduğu bir gerçek.

Güneş sistemi içindeki bütün cisimler Güneş’in etrafında döner.

Uzay boşluğunda dönmeyen yok…

Öyle yavaş falan da değil; dünya saatte 105 bin 444 kilometre hızla döner.

Bu döngü esnasında sürekli bir değişim olur.

Bu değişim döngünün varlık nedenidir.

Zaman içinde her şey yer değiştirir.

Yeniler eski; eskiler yeni olur.

Bu döngüdeki değişimi zaman zaman fark ederiz.

Çoğu zamanda “değişen bir şey yok.” der geçeriz.

Zayıflar, güçlü; zenginler, fakir; çalışkanlar, tembel…

Güçlüler, zayıf; fakirler, zengin; tembeller, çalışkan…

Döngünün varlık nedenidir…

Dağ köylerinin bir zamanlar bolluğun, bereketin, zenginliğin merkezi olduğunu bilen var mıdır?

Şimdilerde ova köyleri can çekişiyor.

Terk edilen dağ köyleri eski cazibesine kavuşuyor.

Şimdilik yayla evleri, tatil köyleri, hobi bahçeleri…

Zaman içinde süreç neye evrilir bilinmez.

Bilinen ise her daim bir döngünün var olduğu ve döngü içinde birçok şeyin yer değiştirdiğidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.